Yoğun ,yorgun ve keyifli geçiyor günler.
Buralardayım ama ,zaman kısıtlı.
Bir merhaba deyip gidiyorum.
Bahara hazırlık ve yenilenme zamanı.
Çiçeklerden ve bitkilerden başlayalım yenilenmeye..
Hoşçakalın.
2 Mart 2014 Pazar
12 Ocak 2014 Pazar
KOKOŞ 'A AİT BİR ODA
Başlık Virginia Woolf'tan esinlenerek yazıldı. Yazarın dediği gibi ''Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”
Severim ben kokoşluğu ve kokoş kadınları.
Kıpkırmızı ruju, pembe allığı, leopar ceketi, turuncu ayakkabısı...Gözümüzde canlandırınca çok güzel bir görüntü olmayabilir. Rüküşlük gibi gelebilir. Küçük bir kız çocuğunun annesinin tüm cafcaflı kıyafetlerini giyip salınmasını aklınıza getirin. Ne mutludur o kız çocuğu.
Kokoş kadınlar da öyle.
Kendine yakıştırmış, mutlu ve kendini güzel hissediyor.
Bu kutu da öyle. Kokoş bir kutu. Üzerinde bir sürü renk var , kırmızı ,ama mutlu bir kutu.
Ve 2014 , lütfen güzellikler getir.
Hoşçakalın.
28 Aralık 2013 Cumartesi
MUTLU YILLAR
Giden yılın muhasebesini yapmayacağım.İyi şeyleri tevazu ile şımarmadan, üzüntüleri tevekkül ile karşılamaya çalışıyorum.
Sağlıklı olduğumuz için şükrediyorum.
Aralık hareketli geçiyor.Dersler,sergi,oğlumun gelişi...kısaca mutluyum.
Bloğa yazı hazırlamak benim için gerçekten vakit alan bir şey.Sık sık yazı koyan bloggerlara nasıl özeniyorum.Birazdan sergiye gideceğim ve bu arada yazı hazırlamaya çalışıyorum.
Bu arada çok ağır grip geçiriyorum.
Yeni yıl için evi çok fazla süslemedim.Çünkü hepsini kaldırmışım ve çıkarmaya vaktim yok.
Hem de bu yıl değişik bir yılbaşı yazısı hazırlamak istedim.Hep çam ağacı olacak değil ya..Biraz da kış bahçesi tadında bir yılbaşı yazısı olsun.
Bu yıl ağacım bu.Her kuş bir dileğimi temsil ediyor.Evim ve sevdiklerim için.
Madem bu kadar seviyorum, bu tohum torbalarını işlemem şart.
Sebze tohumları.
.
Çiçek tohumları.
Ama ben bu torbaları lavanta kesesi olarak değerlendirdim.
Yeni yılın güzellikler getirmesi dileğiyle...
Hoşçakalın.
19 Aralık 2013 Perşembe
BİR BEBEK HİKAYESİ
Bizim zamanımızda -yani 20,25 yıl önce- baby shower partileri yoktu. Babaanneler, anneanneler mevlüt okuturlardı,eş dost bir araya gelirdi. Şimdi anne adayları hamileliklerinin keyfini sonuna kadar çıkartıyorlar. İyi de yapıyorlar. Herkes bütçesine göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. İnternet de bu konuda sınırsız bir kaynak sunuyor.
Bir tanıdığımın dünyaya gelecek kız torunu için hazırladığım bir kaç parçayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hazırladığım objelerin daha sonra bebek odasında kullanılabilecek şeyler olmasına dikkat ettim.
40X20X20 boyutlarında bir kutu. İçine misafirler için hazırlanan lavanta keseleri konulacak.
Kutunun içi.
Kutunun içini pembe boyadım. Puantiye stensil yaptım. Dışını ise boyadıktan sonra beyaz eskitme yaptım.
Daha sonra bebeğin odasında kullanılmak üzere bu panoları hazırladım.
Henüz tam yerleşmedi. Çerçeveleri çok içime sinmedi. Belki boyarım.
Bunları çok sevdim. Bu arada çerçevelerin içi resim değil, kumaş.
Hoşçakalın.
12 Aralık 2013 Perşembe
YENİ YILA NE KALDI ?
Gerçekten yeni yıl geliyor mu?
Yılbaşına sayılı gün kaldı ama, ben hala yeni yıl havasına giremedim.
Koşturuyorum.14 Aralık Cumartesi Ankara Fransız Kültür Merkezinde bir kermes olacak.
Ece Aymer Craft House'un sahibesi Nazlı ile katılacağız. Ben de bir kaç ürünümü koyacağım. Ama gerçekten orada olup olmayacağımı şimdiden bilemiyorum. Çünkü yarın İngiltere'den yılbaşı tatili için oğlum geliyor. Şartların ne göstereceğini bilemiyorum.
Bu arada Aralık ayı ortalarında her iki Ece Aymer Craft House'un sergileri olacak. Sanırım bloglarında açıklarlar. Ben de yapabildiğim kadar ürün yapmaya çalışıyorum. Bir taraftan çerçevelenecek ürünler, bir taraftan terziye verilecek ürünler, bir taraftan boyanacak objeler, boyandıktan sonra çerçevelere, kutulara yerleşecek çarpı işleri, bir taraftan dersler...liste uzayıp gidiyor.
Neyse ,bunlar tatlı telaşlar. Şikayetçi değilim.
Evde çalışma köşem. Aydınlık ve sıcak .Bazen burada ,bazen televizyon karşısında.
çalışırken her şeyin yakınımda olmasından hoşlanıyorum.
Bir kedi gördüm sanki.
Bu dikiş kutusu da son yaptıklarımdan biri.
Minik ahşap makaralar ve düğme ile süsledim.
Bayılıyorum kurdelelere...
Kutunun içi.
Kutunun dışı.
Kutunun içi için kumaştan fotokopi aldım ve aldığım fotokopi ile kapladım.
Projeler, projeler. Ömrüm yeter mi acaba?
2 Aralık 2013 Pazartesi
ŞEKER PORTAKALI
Bloğa yazı hazırlarken, genellikle objem bellidir. Ama ne yazacağım konusunda bir fikrim olmaz.
Yine böyle bir gün, bir taraftan sofra hazırlıyorum, bir taraftan ne yazacağımı düşünüyorum.
Şeker portakallarını yıkarken, Jose Mauro Vasconcelos'un şeker portakalı kitabı aklıma geldi.
Özellikle benim kuşağımda olup da , bu kitabı okumayan yoktur herhalde.
Yaramaz Zeze'nin yaşadıklarını ağlaya ağlaya okurduk.
İskenderun'dan şeker portakalları.Bakmayın böyle küçük olduğuna. Çok lezzetli bir portakaldır .İnce kabuklu, bol sulu ve bal gibidir. Çocukluğuma ait lezzetler. Artık o kadar az üretiliyor ki....
Asıl konumuz şeker portakalı değil tabi ki.
Bu aslında poşet çayları koyduğumuz bir kutu.Ben peçete koymayı tercih ettim.
Kutuyu beyaza boyadım ve içine peçete dekupajı yaptım.
Hoşçakalın.
20 Kasım 2013 Çarşamba
EMAYE ÇAYDANLIKTA ÇİÇEKLER
Hangimiz bildik ki eskilerin kıymetini?
Eski bakır tencerelerin ?
Bembeyaz patiskalara geçirilen dantellerin, kanaviçelerin?
İncecik porselen fincanlarda seremoniyle ikram edilen kahvelerin?
Vaktimiz yok artık, bakır tencerelerde ağır ağır bol kepçe, kalabalık aileler için yemekler pişirmeye.
Tahammülümüz yok artık patiskaları kaynatmaya, kolalayıp ütülemeye.
Tahammülümüz yok artık patiskaları kaynatmaya, kolalayıp ütülemeye.
Burun kıvırdık annelerimizin bin bir özenle çeyizlik hazırladığı dantellere.
Vaktimiz yok arkadaşlarımızla içilen bir fincan kahveye.
Hayat başka yerlere akıyor. Gençlikte o kadar hızlı aktı ki, durup düşünemedik bile.....
Şimdi ise peşine düştük bakır tencerelerin ,emayelerin, dantellerin, kulpu kopmuş fincanların.
Hiç kıymetini bilemedik ,eski teneke kutularda kendi kendine büyüyen reyhanların, sardunyaların, mis kokulu karanfillerin.
Kırlardan, yol kenarlarından toplayıp sıradan bir su bardağına koyduğumuz çiçeklerin.
Çat kapı gelen komşuyla mutfakta içilen kahvenin samimiyeti ne çabuk kaybettik?
Bu eski emaye çaydanlıktaki çiçekler bana bunları çağrıştırdı.
Peki size ?
Size neler çağrıştırdı.
Hoşçakalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)